Çağrı Öztürk
Yayın yok. Tüm yayınları göster
Yayın yok. Tüm yayınları göster

Sitede Ara

Yazılanlar

    İletişim Formu

    Ad

    E-posta *

    Mesaj *

    Tarihte Bugün

    Yükleniyor...
    resim
    resim
    resim
    resim
    resim
    resim
    resim
    IMDb

    Kitap
    resim
    resim

    Film
    resim

    Müzik
    resim
    resim
    resim
    solmuş saksıda unuttuğun çiçek korkarım sonum ona benzeyecek
    bana yapılmasını istemediğim bir şeyi başkasına yapamıyorum seni unutamıyorum
    anafartalar'ı aratmıyor durduğum yer düşman rüzgâr gibi dört koldan eser
    saymadım geçen günleri, lüzum da yok zaten dönmeyeceksin, ayrılığın terhisi yok
    sevdanın hasını da yaşadım ben gün geldi yasını da taşıdım yeni yetme sevdalar önünden güldüm geçtim hiç oralı olmadım
    kalbin özrü kabahatinden daim büyük olur fikrin sigaranı rüzgara içirir her yaktığında üç isimli kadınları unutmak bilhassa zordur bir adını unutsan diğeri mutlak hatırında
    bir küfrün ne mânaya geldiğini öğrenebilmemiz için karşımıza çıkan insanlar var
    çok şey var anlatacak anlatsam ağlatacak susuyorum anlayacak kimse yok
    dünya kadar yolu vardı bana acı vermenin beni yok etmenin ama onlar en fenasını seni benden almayı seçtiler
    şimdi başıma ödül de koysan kimse beni sana döndüremez
    bir gül ilk sözdür kimi zaman kimi zaman da son söz kapına bıraktığım son sözümdü
    kendini bildin bileli gidiyorsun bavulunun bir gözü hep kapıda hatırı sayılır bir veda geçmişin gündeminden düşürdüğün nice felaketin oldu
    ger ecel okunu, bırak gelsin senden gelene kıl kıpırdatılmaz hiç tereddütsüz muzaffersin kalbim hedef olur, milim şaşmaz
    iki karanlık sokaktır gözleri hangisine dalsam bir tetik çekilir mermi ıslıklarıdır kulağımda sesi çekirdekleri kalpte yer edinir
    denizi, güneşi, kumu senin olsun hayatın dağı, taşı, toprağı varsın bana kalsın
    yağmurda ıslandım, güneşte yandım ruhum tahtalandı, bedenen sağdım sen öyle isterdin diye dayandım bahar gösterdim hep ele güzümü
    gün gelir insan kendisini de özlermiş koşan yorulan, kana kana içen yanını coşan durulan, damla damla eriyen karını gün gelir özlermiş…
    ben yalnız sana gelirken kestirme yollar arıyorum
    sal su aldı, uzak kara yıldım kâr etmiyor çaba içerde olmasa yara dağlardım da dağlayamam
    gitmek istemediğim yerler var görmek istemediğim yüzler duymak istemediğim sesler var bilmek istemediğim gerçekler
    ölüp ölüp diriliyorum uyudum, uyandım sanıyorsunuz
    uyusam, uyanmasam yarına hiç bulaşmasam düşünmesem kara kara bir sürü dertten muaf olsam
    ne berbat! senden önce ben hiç yaşamamışım ve yine ne berbat! senden sonra da yaşamıyorum
    sessizlik istedikçe sesi yükseltiyorlar yamyamlar apt. no: 10 posta adresi yalnızca faturalar geliyor bol vergili meclis lokantasında yemek için bile parası kalmıyor düşünce giderleri
    bir tabanca kabzası gibi iner enseme her gün sert soğuk acılı temasıyla muteber yetimlik mezar taşı yok diye resmiyet kazanamamış gayri resmi acılar musallat eden ebeveynlik
    yağmur şırıltısını, şömine çıtırtısını banknot hışırtısına değiştik hâl böyle olunca, hep dahasını umunca topladı pılısını pırtısını gitti insanlık
    mısır için nil ne ise benim için de sen osun kum ve kayadan ibaret kalbimi taşkınlarınla ovaya dönüştürürsün
    kullanışsız bırakmışsın kalbimi giderken şikayet ediyor tüm gelenler son “seviyorum” diyeni de bugün uğurladım sabiha gökçen’den
    bana hep hasret kalacak, bitap düşeceksin telefon hatları kokumuzu taşımayacak taşıdıkça ağırlaşan bir nesne hasret! taşırım diyorsun, taşıyamazsın lila
    suyun bir yakasında sen bir yakasında ben iki yakam bir araya gelmiyor ki kavuşalım
    kavga eder gibi sevdik birbirimizi 'yakışıyor mu hiç' deyip ayırdılar
    senden kurtulabilme isteğimi halime tavrıma mazeret ilan ediyorum bir cümle ile geçiştiriyorum tüm meşguliyetimi unutmam gereken biri var
    delisi olmayan bir köydeydik senle gittin... eksiklik giderildi, benle
    birlikteyken, unutkanlığımdan şikâyet ederdin ayrıldık, unutamadığımdan şikâyet ediyorsun memnuniyetsizsin
    bir kadeh armagnac içeceğim bir sustum mu konuşmak nedir bilmeyeceğim vedalarıma şahit olanlar 'ağlattığı kadınların gözyaşlarında boğuldu' diyecekler
    cagriozturk.com | © 2026 Tüm hakları saklıdır.
    Sayfa Başına Dön