Malumunuz uzun süredir "dağınık milliyetçiler, Atatürkçüler birleşsin; ittifak kurulsun" çağrıları muhatabı partilere yapılıp duruluyor.
Bu muhataplardan biri de İyi Parti ve dolayısıyla lideri Müsavat Dervişoğlu Bey
Fakat Müsavat Bey ittifak istemiyormuş
Bakın Saygı Öztürk'e verdiği demeçte şöyle diyor:
"Cumhurbaşkanlığı adaylığında ittifak bir zaruret; ama bir siyasi partinin baraj atlaması için ittifak yapması sistem açısından önemli bir şeye sebep olmuyor. Cepheleşmeye zorlanıyorsunuz. Bu süreç gündeme geldiği andan itibaren ben milliyetçi reflekslerle bu konuda konuşmuyorum."
Hiç anlamamış diyorum, çünkü insanların ittifak yapın çağrısının altında yatan sebep seçimdeki barajı aşmak değil, fikirdeki barajı aşmak!
Fikirdeki baraj nedir?
Şöyle izah edeyim;
insanlar senelerce, "milliyetçiler dağınık, barajı geçerler ama iktidar olamazlar" düşüncesiyle istemeye istemeye de olsa sırf AKP'yi göndermek için Kılıçdaroğlu'nun CHP'sine oy verdiler.
Şimdi de Özgür Özel'in Yeni'si için aynı durumdalar, birçok firesine rağmen akıllanmayan Yeni, üstelik tıpkı Kılıçdaroğlu döneminde olduğu gibi seçmenine kulak kabartmak yerine, "ne yapsak tıpış tıpış oy vereceksiniz" demeyi de sürdürüyor.
Fakat PKK'ya Affa "Evet" dedikleri için insanlar bu defa bir başka kızgın onlara.
"Bunlardan da olmayacak" düşüncesi hakim...
Dağınık milliyetçilere, Atatürkçülere yapılan İttifak çağrıları bu yüzden daha belirgin duyuluyor...
Yani bir ittifak kurulması halinde, "barajı geçerler ama iktidar olamazlar" düşüncesi kırılabilir!
Dün CHP'de yaşanan bugün Yeni için yaşanmayabilir.
Yeni bir soluk getirilebilir.
Küskünler, kararsızlar oy kullanmaya gidebilir.
"Bunlardan olmaz" düşüncesiyle iktidara gidecek oylar bile alınabilir.
Ve belki de iktidar olunabilir!
İşte Müsavat Bey ve ona brif veren kurmayları bunu okuyamıyorlar!
***
Hoş ve romantik...
Bir de ittifak kurmayı, "hoş ve romantik bir temenni" olarak gören bir kesim var.
Arka fonlarında, "Seviyorsan candan / boşan gel kocandan" türküsü çalıyor.
Bu durum hiç de öyle bir durum değil halbuki...
AKP'nin ittifak kurarken, MHP'ye, DEM'e veyahut diğer ortaklarına, "partilerinizi kapatın, benim partime gelin" dememesi normal iken;
Miliyetçiler ittifak kurulsun deyince,
"çok istiyorsanız partinizi kapatın gelin" demek
üzüm yemek değil bağcıyı dövmek temennisidir asıl...
İşte tam da burada siyasi ikballer mi, hırslar mı, husumetler mi
yoksa milletin mukadderatı mı önceleniyor
o apaçık anlaşılacak.
Eğer Müsavat Bey, PKK'ya Af yasasına "Evet" verilmesinin hemen ardından oluşan öfkenin rüzgârı ile Balıkesir meydanını dolduran insanların görüntüsüyle rehavete kapılıp, "tek başımıza da yürütürüz bu arabayı" düşüncesine kapıldıysa, CHP'nin önceki seçimde yaptığı mitingleri gözünün önüne getirsin.
İttifak'ı o "dayatıyorlar" dediğiniz parti başkanları değil, halk istiyor.
Yeni Parti ve Özel gibi kafanızı kuma gömerseniz
Yeni Parti ve Özel gibi tepki görürsünüz.
Bugün arkanıza aldığınız desteği yarın kaybedersiniz.
O yarından sonra yapacağınız İttifak çağrısının da bir samimiyeti kalmaz.
Buyrun millet sizi izliyor.
Özellikle de Müsavat Bey'i izliyorlar.
Müsavat Bey, yukarıda alıntı yaptığım aynı demecinde, Saygı Öztürk'e; partisinin milletvekillerinin CHP'ye geçmeleri üzerine Özgür Özel'e tavır koymadığını, öyle davranmanın "bozgunculuk" olacağını ve tarihe öyle geçmek istemediğini de söylüyor.
Ben de ittifak taleplerine karşılık vermezse
tarihe "bozguncu" olarak geçmeyecek mi acaba
diye sorarak yazımı sonlandırayım...